Günay Müşavirlik

  • Yazıtipi boyutunu arttır
  • Varsayılan yazıtipi boyutu
  • Yazıtipi boyutunu azaltır
Ana İş Hukuku Limited Şirketlerde Vergi Borçlarından Sorumluluk

Limited Şirketlerde Vergi Borçlarından Sorumluluk

e-Posta Yazdır PDF

Limited şirket; en az iki en çok elli gerçek veya tüzel kişi tarafından kurulan, belirli bir ticaret unvanına ve tüzel kişiliğe sahip borçlarından dolayı mal varlığı ile sorumlu olan ve ortakların sorumluluğu taahhüt ettikleri sermaye ile sınırlı olan şirkettir.Limited şirket ortaklarının vergi borçlarından sorumluluğu ise sermaye payları ile sınırlıdır. Buna göre, limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağından sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumludurlar. Buradaki sorumluluğun doğması için borcun şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.

 

5766 sayılı "Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" 1 . ile 6183 sayılı "Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun" md. 35'te yer alan "şirketten tahsil imkânı bulunmayan" ibaresi "şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan" şeklinde değiştirilmiş ve aynı madde de şirketteki paylarını satarak ayrılan ve bu payları alarak ortak olanlar için müteselsil sorumluluk durumu getirilmiştir. Buna paralel olarak mükerrer 35. madde de, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslara da amme alacağının ödenmesinde müteselsil sorumluluk getirilmektedir.

A- VERGİ SORUMLUSU



Vergi alacağı esas olarak, asıl vergi borçlusundan alınmaktadır. Asıl vergi borçlusu, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu düşen gerçek veya tüzel kişidir (VUK md. 8/1). Ancak, vergi alacağının güvence altına alınması amacıyla, asıl vergi borçlusu ile birlikte birden fazla kişinin de muhatap tutulduğu durumlar sık sık görülmektedir.

Vergi alacağını güvence altına almak amacıyla,  vergiyi doğuran olayla ilgisi olmadığı halde asıl vergi borçlusu ile birlikte veya onun yerine, vergiyi kendi malvarlığından ödeyen kişilere fer'i vergi borçlusu denilmektedir. Vergi kanunlarının ve vergi idaresinin amacı, vergi alacağını asıl borçludan tahsil etmektir. Ancak, bu alacağın asıl borçludan tahsil edilmesine imkân kalmaması halinde, vergi idaresi alacağını güvence altına almak için fer'i vergi borçlusuna başvurmaktadır. Fer'i vergi borçlusu, başkasının kişiliğinde gerçekleşmiş vergiyi doğuran olaydan dolayı borç ödemektedir. Fakat bu ödemeyi bir aracı gibi asıl borçludan kesme hakkına sahip olmadığından, kendi malvarlığından yapmaktadır 2.

Vergi sorumlusu ise, VUK'un 8/2. maddesinde "verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişidir" şeklinde tanımlanmıştır. Vergi sorumlusu, asıl borçlu olmamakla birlikte, asıl borçlularla bulunan ilişkileri nedeniyle vergi kanunlarının gösterdiği hallerde, verginin hesaplanarak kesilmesi ve vergi dairesine ödenmesi veya diğer bazı işlerin yapılması (defter tutma, beyanname verme vs.) zorunluluğu olan kişidir3.

Vergi hukuku alanında sorumluluk kavramı; kendisi mükellef olmadığı halde, mükellefle olan ilişkisi nedeniyle vergilendirme ile ilgili maddi ve/veya şekli ödevlerin yerine getirilmesinden üçüncü kişileri de sorumlu tutmak için kullanılmaktadır.



B- LİMİTED ŞİRKET ORTAKLARININ VERGİ BORÇLARINDAN SORUMLULUĞU



TTK'nın 540. maddesine göre; limited şirketlerde aksi kararlaştırılmadıkça, ortaklar hep birlikte müdür sıfatıyla şirket işlerini idareye ve şirketi temsile yetkilidirler. Şirket sözleşmesi veya yönetim kurulu kararı ile şirketin idare ve temsili ortaklardan bir veya birkaçına bırakılabilir. Şirketi idare etmek her ortak için ana sözleşmede aksi belirtilmediği sürece hem bir hak hem de bir ödevdir. Ortaklar isterlerse bu haklarını idare ve temsil yetkilerini bazı ortaklara veya üçüncü şahıslara bırakabilecekleri

gibi hak ve temsil yetkilerini de ayırabilirler 4.

Limited şirketin kuruluşundan sonra, şirkete ortak olanların kanuni temsilci olabilmeleri için ortaklar kurulunun bu yönde kararı olması gerekir. Limited şirketin ortakları arasında bir tüzel kişi bulunması durumunda, o tüzel kişilik adına limited şirketin temsilini üzerine almış bulunan gerçek ya da tüzel kişiler limited şirketin temsilcisi olarak tescil ve ilan edilmelidir. Bu gerçek kişiler tescil ve ilan edilmezse şirketin kanuni temsilcisi sıfatını kazanamazlar 5. Limited şirketin ortakları gerçek kişi olduğunda sorumlulukları tüm malvarlıklarını kapsar. Ortaklar tüzel kişi olduklarında sorumluluk tüzel kişiliğin malvarlığı ile sınırlıdır 6.

Limited şirketlerde vergi borcu karşısında kanuni temsilciler ve ortaklar fer'i vergi borçlusu durumundadırlar. Bu nedenle, kanuni temsilciler ve ortaklara yüklenen sorumluluk fer'i niteliktedir. Bu durumda, limited şirketin vergi borçları için önce limited şirket tüzel kişiliği aleyhine takibat yapılması gerekmekte ve vergi alacağının şirket malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda, limited şirketin kanuni temsilcilerine veya ortaklarına gidilmektedir. Limited şirketlerin vergi borçlarından dolayı fer'i vergi borçlusu olarak, kanuni temsilciler ikinci derecede sorumlu, ortaklar ise üçüncü derecede sorumludur7

Limited şirketin tüzel kişiliği aleyhine hiçbir takibat yapılmadan doğrudan doğruya kanuni temsilcilere veya ortaklara başvurulması mümkün değildir8 Dolayısıyla, vergi alacağının limited şirket kanuni temsilcileri veya ortaklarından tahsil edilebilmesi için, limited şirket hakkında tüm cebren tahsil ve takip yolları uygulanıp, vergi alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.

Vergi alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılacağı haller şunlardır:

- Şirketin haczedilen mal varlığının 6183 sayılı Kanun'a göre belirlenen değerinin kamu alacağını karşılamaması ya da söz konusu malvarlığının satışının yapılmış olmasına rağmen kamu alaca­ğının tamamının tahsil edilememesi,

- Şirketin haczedilebilir nitelikte her­hangi bir değerinin bulunmaması,

- Şirketin iflasının istenmiş ya da ifla­sının açılmış olması durumlarında kamu alacağının iflas yoluyla tahsil edilemeyeceği kanaatinin oluşması,

- Yapılan araştırmalara rağmen, borçlu şirketin bulunamamış olması,

- Yukarıdaki durumlara benzer olup, alacaklı tahsil dairesinin takdir ve tespitine dayalı diğer haller.

Yukarıda belirtilen durumlardan biri­sinin veya birkaçının bulunması du­rumunda, vergi alacağı için limited şirket ortaklarına başvurulabilir.

Limited şirketin ödenmeyen ve şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borcu nedeniyle ortağa başvurulabilmesi için limited şirketin vergi borcundan dolayı öncelikle payı oranında hissedara düşen payın tebliği gerekmektedir. Buna rağmen ortak ödemede bulunmamış ise usulüne uygun bir şekilde ödeme emri ile istenmesi ve ödenmezse de haciz uygulaması gerekmektedir9

Limited şirket ortaklarının sorumluluğu, sermaye payları ile sınırlıdır. Buna göre, limited şirket ortakları şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacağından sermaye payları oranında doğrudan doğruya sorumludurlar. Sorumluluğun doğması için borcun şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir10.

C- LİMİTED ŞİRKETLERDE ORTAKLIK PAYINI DEVREDEN ORTAĞIN VERGİ BORÇLARINDAN SORUMLULUĞU

TTK'nın 520. maddesine göre; limited şirkette ortaklık payının devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır. Ortağın koymayı taahhüt ettiği sermaye ayın ise, payını şirketin kuruluşunu takip eden üç yıl içinde başkasına devredemez. Şirket mukavelesi payların devrini yasak edebilir. Payın devri veya devir vaadi hakkındaki mukavele yazılı şekilde yapılmış ve imzası noterce tasdik ettirilmiş olmadıkça ilgililer arasında dahi, hüküm ifade etmez.

Bu hükme göre payın devri için gerekli şartlar şunlardır11.

- Payını devreden ortak ile devralan ortak arasında noterde "devir sözleşmesi"nin yapılması,

- Devrin şirkete bildirilmesi,

- Ortaklardan en az dörtte üçünün devre izin vermesi ve bu izin veren ortakların esas sermayenin dörtte üçüne sahip olması,

- Devrin pay defterine kaydedilmesi,

- Tescil ve ilan edilmesi.

Limited şirketteki payını devreden ortağın, devrettiği payın pay defterine kaydedilmesi ile yeni ortak, sermaye payını bütün hak ve borçları ile devralmış sayılır. Payını devreden ortağın şirketten olan tüm alacakları ve şirkete olan tüm borçları devir ile birlikte devralan ortağa geçer. Bu sebeple payı devralan ortağın basiretli bir tacir gibi davranarak şirketin mali durumunu, borç ve alacaklarının miktarını, payını devraldığı ortağın sermaye borcu olup olmadığını araştırması yerinde olacaktır. Gerekli işlemleri yerine getirerek payını devreden ve bu hususu pay defterine kaydettiren ortağın devirden sonraki dönemlere ilişkin ortaya çıkan kamu borcundan sorumlu olmadığı yönünde görüş birliği mevcuttur12.

5766 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yapılan değişiklikle; ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulmaktadırlar. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde de bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumludurlar.



5766 sayılı Kanun ile 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesinde yapılan değişiklikle de; amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda kanuni temsilci veya teşekkülü idare edenlerin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumludurlar. Kanuni temsilcilerin sorumluluklarına dair 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nda yer alan hükümler, bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.



5766 sayılı Kanunla yapılan bu düzenleme ile ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulmaktadırlar. Limited şirket ortağının takibi tahsil imkânsızlığı koşuluna bağlı olduğundan, tahsil imkânsızlığının hukuken ortaya çıktığı tarihte ortak olanların borçtan sorumlu tutulması gerekir. Paylar devir tarihi itibariyle mevcut tüm hak, alacak ve borçları ile devredildiğinden, sorumluluk payları devralana ait olmaktadır13Danıştay tarafından verilen kararlarda da, şirkette ki payını devreden ortağın devir tarihinden önceki ve sonraki dönemlere ilişkin vergi borçlarının ortaklık payını devralan ortaklardan aranması gerektiği belirtilmektedir.



Konu ile ilgili Danıştay kararları aşağıdaki gibidir:



- "Şirketten tahsil olanağı kalmayan kamu borçları için öngörülen sorumluluğun, ortaklık sıfatına ve ortaklık payına bağlı olduğu, hisse devri halinde devir tarihinden önceki ve sonraki dönemlere ilişkin vergi borçlarının ortaklık payının devralan ortaklardan aranması gerektiği hakkında karar"14

- "Limited şirketin, tahsil olanağı kalmayan amme borçlarının, şirketteki hisselerini devreden davacıdan istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında karar"15

- "Limited şirket ortağının hissesini devrettikten sonra 6183 sayılı yasanın 35.maddesi gereğince takip edilemeyeceği hakkında karar"16

- "Kanun'a karşı hile yapıldığı kanıtlanmadıkça, hissesini devreden limited şirket ortağının devir tarihinden önceki şirket borçlarından sorumlu tutulması mümkün değildir"17"Hissesini devreden ortak, limited şirket borcundan dolayı takip edilemez."18

- "6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde, limited şirketin tahsil olanağı kalmayan kamu borçlarından dolayı ortaklar için öngörülen sorumluluk, ortak sıfatına ve ortaklık payına bağlı bir sorumluluk olup, hisse devri halinde hisseyi devralan ortağın, şirketin mali durumunu, bir başka deyişle, hissenin borçlu veya alacaklı olup olmadığını bildiği kabul edildiğinden, devir tarihinden önceki ve sonraki dönemlere ilişkin vergi borçlarının ortaklık payını devralan ortaktan aranılması gerekmektedir."19.

II- SONUÇ

Limited şirketlerde vergi borçları karşısında kanuni temsilciler ve ortaklar fer'i vergi borçlusu durumundadırlar. Bu nedenle, kanuni temsilciler ve ortaklara yüklenen sorumluluk fer'i niteliktedir. Bu durumda, limited şirketin vergi borçları için önce limited şirket tüzel kişiliği aleyhine takibat yapılması gerekmekte ve vergi alacağının şirket malvarlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması durumunda, limited şirketin kanuni temsilcilerine veya ortaklarına gidilmektedir.

Limited şirketin tüzel kişiliği aleyhine hiçbir takibat yapılmadan doğrudan doğruya kanuni temsilcilere veya ortaklara başvurulması mümkün değildir. Dolayısıyla, vergi alacağının limited şirket kanuni temsilcileri veya ortaklarından tahsil edilebilmesi için, limited şirket hakkında tüm cebren tahsil ve takip yolları uygulanıp, vergi alacağının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir.

5766 sayılı Kanun md. 3 ile 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yapılan değişiklikle; ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden müteselsilen sorumlu tutulmaktadırlar. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde de bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden müteselsilen sorumludurlar.

Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan vergi borçlarından sermaye payları oranında sorumludur. Limited şirketin ödenmeyen vergi borcu nedeniyle, ortaklık payını daha önce devretmiş olan şirket ortağının durumu tartışmaya sebep olmaktadır. Limited şirketlerde ortaklık payının devredilmesi sonrasında sorumluluk ile ilgili gelir idaresinin görüşü, payını devreden ortağın da müteselsil sorumlu olacağı şeklinde olmakla birlikte, yargının görüşü, ortaklık payının devri ile birlikte sorumluluğun yeni ortağa geçeceği şeklindedir.



Limited şirket ortağının sorumluluğu, ortak sıfatının ve ortaklık payına bağlı bir sorumluluk olduğu için payın devri halinde, şirketin devir tarihinden önceki ve sonraki dönemlere ilişkin vergi borcundan Danıştay kararlarında da belirtildiği üzere ortaklık payını devralan yeni ortak sorumludur.

1. 06.06.2008 tarih ve 26898 sayılı mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanmıştır.

2. Adnan GERÇEK, "Türk Vergi Hukukunda Vergi Sorumlusu, Sorumluluk Halleri ve Türlerinin İncelenmesi", 3. Nihat EDİZDOĞAN, Kamu Maliyesi, Ekin Kitabevi, Bursa 2007, s. 169

4.          Fethi AYGÜN, "Ödenmeyen Vergi Borcunun Limited Şirket Müdür ve Ortağından Nasıl Aranacağı", Yaklaşım, Sayı: 160, Nisan 2006, www.yaklasim.com. Erişim: 08.06.2008.

5. Mustafa Ali SARILI, Türk Vergi Hukukunda Sorumluluk, Kazancı Hukuk Yayınevi, İstanbul 2004, s. 85

6. Doğan ŞENYÜZ, Vergi Hukuku, Ekin Kitabevi, Bursa 2005, s. 45

7. Adnan GERÇEK, "Limited Şirketlerde Kanuni Temsilciler ve Ortakların Vergi Borcundan Sorumluluğu", Yaklaşım, Sayı: 83, Kasım 1999, s. 219

8. Metin TAŞ, "Limited Şirket Ortaklarının Kamu Borçlarından Sorumluluğu", Yaklaşım, Sayı: 76, Nisan 1999, s. 65

9.          Veysi SEVİĞ, "Şirket Ortağının Limited Şirketin Vergi Borcundan Dolayı Takip Usulü", Yaklaşım, Sayı: 163, Temmuz 2006, www.yaklasim.com. Erişim: 08.06.2008

10. A. Bumin DOĞRUSÖZ, "Anonim ve Limited Şirket Ortaklarının Şirket Borçlarından Sorumluluğu", Yaklaşım, Sayı: 139, Temmuz 2004, s. 23

11.        Ersin ÖZDEMİR, "Limited Şirketlerde Payın Devri ve Vergisel Sorumluluk", Yaklaşım, Sayı: 174, Haziran 2007, s. 258

12.        ÖZDEMİR, agm, s. 260

13.        SEVİĞ, agm,  www.yaklasim.com

14.        Dn. 4. D.'nin, 21.02.2007 tarih ve E. 2006/5176, K. 2007/452 sayılı Kararı

15.        Dn. 7. D.'nin, 16.03.2005 tarih ve E. 2001/3306, K. 2005/396 sayılı Kararı

16.        Dn. VDD.'nin, 23.03.2001 tarih ve E. 2000/391, K. 2001/105 sayılı Kararı

17.        Dn. 3. D'nin, E. 1992/718, K. 1992/3379 sayılı Kararı.

18. Dn. VDD'nin, E. 1995/250, K. 1996/14 sayılı Kararı.

19. Dn. 7. D.'nin, 05.11.2001 tarih ve E. 2000/6064, K. 2001/3393 sayılı Kararı

Son Güncelleme: Cuma, 06 Ocak 2012 08:08  

Ücretsiz BORSA İSTANBUL
Sosyal Paylaşım / Forum
Gerçek Borsa Tutkunlarını Bir Araya Getiriyoruz.
www.borsasinyali.com

Online Konuklar

Şu anda 65 konuk çevrimiçi

BUGÜN